English Arabic Bulgarian Chinese (Simplified) French German Greek Hindi Italian Japanese Korean Russian Spanish Swedish Turkish

 

ANKARA OFİSİMİZ  VE  ADRESİMİZ . GENEL CELP  

G.M.K  BULVARI  ATA  APT NO:  36  KAT  6  NO: 16

 KIZILAY /ANKARA

NOT:  GELMEDEN  ÖNCE  RANDEVU  ALINIZ  LÜTFEN

NOT: ADRESİ  BELLİ  OLMAYAN  HİÇ  BİR

MEDYUM UN  SAMİMİYETİNE  İNANMAYIN ..

MEDYUM  KADİR - ANKARA

CANDAR BÜYÜSÜ ..  CELBİ  MUHABBET .. AŞK

BÜYÜSÜ  EN  ETKİLİ  SONUÇ  VE  KISA  ZAMANDA

EN  TESİRLİ  TILSIMLAR  VE  VEKFLER .

SADECE BU  SİTEDE  MEVCUTTUR

MEDYUM  KADİR  - ANKARA

 

 

Duyuru

İHLAS SURESİ MEAİLİ :

1- De ki : O Allah, birdir.

2- Allah, eksiksiz bir Samed dir- Hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ; herşey Ona muhtaçtır.

3- Doğurmadı ve doğrulmadı .

4- Ona bir denk olmadı

MEDYUM KADİR ANKARA ,DAN TÜM

TÜRKİYE YE  HİZMET VERMEKTEDİR ..

DERTLER BİTMEZ ÇARELER TÜKENMEZ ..

KURAN-İ KERİM

QP-YAZARLAR V2

nadide

Yazar Ön Bilgi
 Yazarın profilini görüntüle. Yazar şu an Offline
Yazara E-Posta Gönder


Yazarın Son Ekledikleri

 Yazarın toplam 287 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (287)

PEYGAMBER EFENDİMİZİN MİRACA CIKISI

HAZRETİ   MUHAMMED  (  s . a . v . ) ’ İN    (  Mİ ’ RACA  )   ÇIKIŞI 

O  sıralarda , Hazreti  Muhammed’in  ( s.a.v. )  mirac  olayı  meydana  geldi  .   Cebrail  ( a.s. ) , bir  gece  geldi  ve  Resul’ü  Ekrem   ( s.a.v. ) aldı , Kabe’den , Kudüs’teki  Mescid’i  Aksa’ya  götürdü . Oradan  yukarı  çıkardı . Bütün  semaları  seyrettirdi . Sonra  o , ( ALLAH )’ın  Sevgilisi , bu  görünen  alemin  dışına  çıkarıldı . Kendisine  nice  acayip  ve  garip  şeyler  gösterildi . Yüce  ( ALLAH )’ın  ( c.c. )  sözünü  işitti  ve  pak  cemalini  gördü : Yine  o  gece  mutlu  evine  döndü . İşte  beş  vakit  namaz , bu  Mi’rac  gecesi  farz  kılındı . Gerçi  ondan  önce  de  namaz  kılınırdı . Fakat  beş  vakit  sırayla , o  gece  emredildi .

Ertesi  gün , Hazreti  Muhammed  ( s.a.v. ) , Mi’racını  ümmetine  söyledi . İlk  önce  Hazreti  Ebu  Bekir  ve  sonra  diğer  ashap  tasdik  ve  tebrik  ettiler . Müşrikler  inkar  edip  Mescid-i  Aksa’nın  nişanlarını  sordular . Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) aynısını  haber  verdi . Onlar  yine  inkarlarında  ısrar  edip  durdular . Bu  sırada  ise  İslam , Arabistan’ın  her  tarafına  yayılmakta , özellikle  Medine’de  pek  hızla  tutunmaktaydı  

Öyle  ki , Evs  ve  Hazreç  kabileleri  ashaptan  birinin  Medine’ye  gönderilmesini  rica  etmiş  olduklarından , Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) de  onlara  Kur’an-ı  Kerim’i  ve  İslamiyet’i  öğretmek  üzere  ‘ Umeyr  oğlu  Mus’ab’ı ’ Medine’ye  göndermişti . Mus’ab , Medine’ye  vardığında , oradaki  Müslümanların  sayısı  kırk’a  yükselmişti . Başkanları  Es’ad  ve  hocaları  Mus’ab  ile  birlikte  hepsi  Cuma  günleri  Medine  dışına  çıkıp , bir  yerde  cemaatle  namaz  kılmaya  başladılar .

Fakat  Es’ad’ın  teyze  oğlu  ve  Evs  kabilesinin  başkanı  olan  ‘ Muaz  oğlu  Sa’d ’ yine  başkanlardan  ‘ Hudary  oğlu  Üseyyid ’  daha  imana  gelmemiş  olduklarından , İslam  dini  tam  olarak  yayılamıyordu . Bir  gün  Muas’ab  ile  Es’ad  Zuferoğulları  evlerinden  birinde  sohbet  ederlerken  ‘ Hudayr  oğlu  Üseyyid ’ süngüsü  elinde  olduğu  halde  onların  üzerine  geldi “ Maksadınız  nedir .

Bir  atkım  zayıfları  aldatıp  azdırıyorsunuz ! ” diye , hiddet  ve  şiddetini  dile  getirdi . Mus’ab , ona  nazik  bir  şekilde , “ Hele  biraz  dur , otur . Sözümüzü  dinle , maksadımızı  anla ” deyince , Üseyyid’de  oturdu . Mus’ab , ona  İslam  dinini  tarif  etti  ve  biraz  Kur’an  okudu . Kur’an  belagatı  kendisine  tesir  ettiğinden , Üseyyid : “ Ne  güzel  şey ” dedi  ve , “ Bu  dine  girmek  için  ne  yapmalı ?” diye  sordu .

Mus’ab , ona  İslam  dinini  bir  güzel  anlattı . O  da  İslam  oldu . “ Ben  varayım , size  birini  göndereyim . Eğer  o  da  imana  gelirse , artık  bu  şehirde  iman  etmedik  kise  kalmaz ” diyerek  gitti  ve  ‘ Muaz  oğlu  Sa’d’ı  gönderdi . Sa’d  ise  oraya  hiddetle  çıkageldi , “ Ya  Es’ad !.. Eğer  seninle  aramızda  hısımlık  olmasa , böyle  kabilemiz  içine  soktuğunuz  çirkin  işlere  katlanamazdım ” azarladı  ve  tehdit  etti .

Mus’ab , ona  da , “ Hele  biraz  durunuz . Oturunuz , dinleyiniz , anlayınız  da  beğenirseniz  kabul  ediniz . Beğenmezseniz  biz  de  size  çirkin  gördüğünüz  işi  tekliften  vazgeçeriz ” diye  nazik  bir  şekilde  söyledi . Bunun  üzerine  ! Muaz  oğlu  Sa’d ’ oturdu  ve  Mus’ab’ın  sözlerine  kulak  verdi .

Mus’ab  da  ona  İslam’ın  ne  demek  olduğunu  anlattı  ve  biraz  Kur’an  okudu . Kur’an  okunurken  Sa’d’ın  yüzünde  iman  belirtileri  görüldü . Hemen , “ Siz  bu  dine  girerken  ne  yapıyorsunuz ?” diye  sordu . Mus’ab , ona  İslam  dininin  esaslarını  ve  yapılması  gerekenleri  bildirdi . O  da  kalbinin  bütün  içtenliğiyle  İslam’a  girdi .

Muaz  oğlu  Sa’d  böylece  iman  ettikten  sonra , kalkıp  döndü . Ve  hemen  kendi  kavmi  olan  ‘ Abdü’l-Eşhel oğulları ’ nın  yanına  gitti . Onlara , “ Ey  cemaat ! Beni  nasıl  biliyorsunuz ” dedi . Onlar  da : “ Sen  bizim  ulumuz  ve  en  faziletlimizsin ” dediler . “ Öyleyse  siz  de  ( ALLAH )’a  ve  elçisine  iman  etmelisiniz  ve  iman  etmedikçe  bundan  sonra  hiç  birinizle  görüşemem ” deyince , ‘ Abdü’l-Eşhel  oğulları ’ aşireti  içinde  o  gün  iman  etmedik  kimse  kalmadı  

Sonra , Muaz  oğlu  Sa’d , Mus’ab , Zürare  oğlu  Es’ad’ın  evinde  oturup , halkın  geri  kalanını  da  İslam’a  çağırmakla  uğraşır  oldular . Kısa  zamanda  İslam  dini  Medine’de  o  kadar  yayıldı  ki , Evs  ve  Hazreç  kabileleri  içinde  Zeyd  oğlu  Benı  Ümeyye’nin  evinden  başka , İslam  nuruyla  aydınlanmadık  ev  kalmadı .

Evs  ve  Hazreç  kabileleri , Ezd  kabilelerinden  ayrılmış  bir  gruptur . Asıl  vatanları  Seba  diye  bilinen  Me’rib  şehriydi . Zamanla  bu  şehrin  su  bendleri  harap  olunca , Ezd  kabileleri , şuraya  buraya  dağıldılar . İşte  onların  bir  grubu  da  gelip , o  zaman  Medine’de  yerleşmiş  olan  Yahudilerle  anlaşma  ve  sözleşme  yaparak , Medine  dolaylarında  kaldılar .

O  zaman  Medine’de  dolaylarında  yerleşmiş  olan  Yahudiler , Kurayza  ve  Nadır  adlarıyla  iki  kabileye  ayrılmıştı . Ezdi’lerin  başı  olan  harise  ölünce , Evs  ve  Hazreç  adlarında  iki  kaldı . Bir  kısmı  buna  uymakla  Ezdi’ler  arasına  düşmanlık  girdi  ve  pek  çok  çarpışmalar  oldu .

Ezdi’ler her  ne  kadar  iki  kabileye  ayrılmışlarsa  da , düşmana  karşı  birlik  olurlar  ve  Yahudilere  göre  çokluk  olduklarından , çok  defa  Yahudilere  üstün  gelirlerdi . Sonradan  Evs  ve  Hazreç  kabileleri  arasına  düşmanlık  girdi  ve  birbiriyle  uğraşarak  ikisi de   yıprandı . Fakat  bu  sefer  İslam  birliği  yönünden  birleştiler  ve  barıştılar  ve  bu  bakımdan  kuvvet  buldular  ve  Yahudilere  üstün  geldiler .

Peygamberliğin  on  üçüncü  senesi  Hac  mevsiminde  Mus’ab , Mekke’ye  döndü . Onunla  beraber  Müslümanlardan  ( 73 )  erkek  ve ( 2 ) kadın  da  Mekke’ye  gitti . Bunların  kimisi  Evs  ve  kimisi  Hazreç  kabilelerinden  idi . Neccar oğullarından  Ebu  Eyyubi  Ensari  diye  bilinen  Hazreti  Halid’de  onların  birisiydi .

Mekke’ye  vardıklarında  hepsi  yine  Akabe  de  Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. )  ile  buluştular  ve  Hazreti  Muhammed’in  ( s.a.v. ) Medine’ye  göç  buyurması  meselesini  konuştular . Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) onlara  bazı  ayeti  kerimeleri  okuduktan  sonra ; nefislerini , çocuk  ve  eşlerini  nasıl  koruyup  gözetirlerse , onu  da  öylece  koruyacaklarını  garanti  etmek  üzere  onlardan  kesin  söz  istedi .

Düşündüler  taşındılar , “ Ya  Resulallah , senin  uğrunda  ölürsek  bize  ne  var ?” dediler . Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) “ Cennet  var ” deyince , “ Öyleyse  elini  ver ” dediler . Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) mübarek  elini  uzattı . Hemen  biat  ettiler , yani  can  verip  cennet  aldılar  ve  pek  hayırlı  bir  alışveriş  ettiler  ve  hemen  dönüp  Medine’ye  gittiler .

Bunun  üzerine  Hazreti  Muhammed  ( s.a.v. ) artık  Medine’ye  göç  etmek  üzere  ashaba  izin  verdi . Onlar  da  hemen  göçe  başladılar . Muharrem  ve  Safer  aylarında  vatanlarını  terk ederek  birbiri  arkasından  Medine’ye  gittiler .

Önce  Habeşistan’a  göçüp  de  sonradan  Mekke’ye  gelmiş  ve  kafirlerin  eza  ve  cefasından  usanmış  olan  ‘ Abdü’l-Esed  oğlu  Ebu  Seleme ’ ( r.a. )  bu  izni  işittiği  gibi , herkesten  evvel  kalkıp  Medine’ye  göç  etti . Arkasından  bir  çok  Müslüman  da  gitti .

Sonra  Hazreti  Ömer  ve  kardeşi  Zeyd  ve  Rabia  oğlu  Abbas  ( 20 ) kişi  oldukları  halde  Medine’ye  gittiler  ve  Medine’nin  Avali  denilen  köylerinde  kaldılar . Sonunda  evvelce  Habeşistan’a  gidip  gelenlerden  Hazreti  Peygamber’in  damadı  olan  Affan  oğlu  Osman’da  gitti .

Mekke’de , Resul’ü  Ekrem  ile  birlikte  ashabtan , yalnız  Hazreti  Ebu  Bekir  ile  hazreti  Ali  kaldı . Resul’ü  Ekrem ’ de  göçmek  niyetindeydi  .  Ancak    kendisi    için   ( ALLAH ) ’ tan  izin  çıkmasını  bekliyordu .

Hatta , Hazreti  Ebu  Bekir  Medine’ye  gitmek  istedikçe , Resul’ü  Ekrem  ( s.a.v. ) “ Sabret… Umulur  ki  yüce  ( ALLAH ) sana  bir  yoldaş  verir ” diye  buyururdu .

Ashab  arka  arkaya  Medine’ye  göçtükçe , Evs  ve  Hazreç  kabileleri  yer  gösterip  onları  barındırırlar  ve  onları  pek  çok  sayar  ve  yardım  ederlerdi . Din  uğrunda  bu  şekilde  vatanlarını  terk ederek  göçen  ashaba ‘ Muhacirin ’ denir .

Medineli  olup  da  onları  bu  şekilde  ağırlayıp  İslam  dinine  yardım  eden  ashaba  da  ‘ Ensar ’ denilirdi . Gerek  muhacirin  ve  gerek  Ensar , hepsinden  ( ALLAH  )  ( c.c. ) hoşnut  olsun , ki  İslam  dinine  doğrusu  çok  büyük  hizmet  etmişlerdi .     

MEDYUM KADİR                          

            

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Domain Domain